MERAK ETTİNİZ Mİ?
Hasan AKSOY

Hasan AKSOY

MERAK ETTİNİZ Mİ?

30 Ocak 2017 - 03:10

Askerimiz Irak ve Suriye’de savaşırken, Kıbrıs’taki topraklarımız Cenevre’de kurtlar sofrasındayken, içte terör tırmanışa geçmişken, döviz piyasası ve zamlar kontrolden çıkmışken; ısırık, kelepçe ve saç-baş kavgaları arasında anayasa değişikliği teklifi Meclis’ten geçti.

2.tur görüşmelerin son gününde Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun anayasa referandumu ile ilgili olarak “hayır” oyu vereceğimizi açıklamasıyla birden tüm dikkatler üzerimize çevrildi.

Bir takım iktidar yanlıları, Saadet Partisi’nin referandumda “hayır” oyu vereceğini açıklamasıyla sanal âlemde saldırıya geçtiler. Her fırsatta Saadet Partisi’ne saldıranların bunu yaparken Saadet’in niçin hayır dediğini okumak ve öğrenmek gibi bir dertleri de yok. Onlara göre ne karar alırlarsa, ne yaparlarsa herkesin şartsız desteklemesi gerektiğini düşünüyorlar. Ama iş kendilerine gelince başka türlür davranıyorlar. 2002 yılında R.Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasağının kaldırılıp milletvekili seçilmesi için, AKP ve CHP’nin ittifak ederek anayasa değişikliği yaptıklarını ne çabuk unuttular.

Öncelikle şunu belirtmek isterim; 15 yıldır hep aldatılanların, 45 yıldır hep haklı çıkan Milli Görüşçülere yaptıkları çirkin yakıştırmalar hükümsüzdür. Getirdiğiniz anayasa teklifinin doğruluğuna inanıyorsanız; açın bize de TV kanallarını.... Getirilmek istenenleri ve niçin "HAYIR" diyeceğimizi anlatalım. Var mısınız?       

Saadet Partisi olarak, her konuda olduğu gibi anayasa konusunda da CHP ya da AKP’ye göre tavır belirlemedik. Çünkü bizim ölçümüz ne o ne de diğeridir. Biz, herhangi bir yapıya eklenme ihtiyacı hissetmeyecek kadar güçlüyüz, rüzgar önünde savrulan bir yaprak değiliz, aksine köklü bir çınarız.

Eğer sizin o mantığınız doğruysa; terörist başı Öcalan’ın anayasa değişikliğini destekleyeceğini açıklamasına ne cevap vereceksiniz? Libya, Irak, Suriye başta olmak üzere İslam Dünyası kan ağlarken siz, Haçlılarla hep aynı tarafta yer aldınız, hatta yardım ettiniz.  O zaman siz de Haçlı mı oldunuz? Olmadınız. O zaman yanınızda olmadık diye bu çirkin yakıştırmalar neden?

Yeni anayasa ile mevcut siyasal sistemin arızalı hususları aynen partili cumhurbaşkanı sistemine aktarılıyor. Sorun o denli büyük; kamplaşma sorunu insanların düşünmesini engelliyor. Saadet Partisi olarak hala başkanlık sistemine karşı değiliz ancak anayasa değişikliği teklifinin Meclisten geçen bu şekliyle mahsurlu olduğu kanaatindeyiz. En sade ifadeyle; parti genel başkanı, vekil adaylarını kendisi belirleyip aynı gün yapılan seçimlerde cumhurbaşkanı seçilecek. Bu durumda kendini denetleyecek olanı kişileri kendisinin seçmesi akıl-mantık işi midir? Cumhurbaşkanı seçilmiş bir parti genel başkanının,  muhtarlar hariç tek başına her yeri ve her kesimi belirleme yetkisi olması doğru mu? Bu değişikliğin salt Cumhurbaşkanı Erdoğan için yapılmadığı iddiasındasınız; öyleyse yıllar sonrasını neden düşünmüyorsunuz?

Başbakan Yıldırım’ın daha Meclis’te görüşülürken, yeni anayasanın kabulünün ardından yapılacak seçimlerden sonra oluşturulacak yeni hükümette MHP’li bakanların olabileceğini söylemesi ilginç değil mi? Başbakan’a, “Ne oluyor? Hani Cumhurbaşkanlığı sistemi koalisyonlar dönemine son verecekti?” diye sormaları gerekirken; bu çelişkiyi görmezden gelerek bir başka partinin aldığı karara yönelik gayri ahlaki kampanya başlatmaları doğru mu? Bu yaklaşımlar, farklı görüş ve düşünceye tahammülsüzlüğün bir ifadesidir. Böylesine tahammülsüz bir anlayışın sahiplerine anayasa değişikliği ile sınırsız yetki verilmesi doğru mu?

Bu arada AKPliler Saadet’in kararına öfkelenip saldıracaklarına, Başbakan’ın açıklamasının ardından Devlet Bahçeli’nin, “Aramızda bakan alıp vermeyi hiç görüşmedik. Karanlıkta göz kırpmışlarsa bundan bizim haberimiz yok” sözleri üzerinde düşünseler daha doğru yapmış olurlar.

Önceki yazımda Genel Başkanımız Karamollaoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da bizzat söylediği “olmazsa olmaz şartlarımızı” sizlere aktardım. Teklif metnini uzmanlarıyla değerlendirdikten sonra kararımızı verdik, laf olsun diye karşı değiliz. Ayrıca evet diyen/diyecek olan kaç kişi bu değişiklikleri inceleyip sonuçlarını irdeledi? O halde kendinizden emin iseniz, Saadet Partisi’nin tercihine saygılı olup, kuru gürültüyle bize saldırmak yerine “evet” oyu vermemiz için bizi ilmi olarak ikna etmelisiniz.

Bu arada; siz Adil Düzen dediniz de biz HAYIR mı dedik? Siz AB üyeliğinden vazgeçtik dediniz de biz HAYIR mı dedik? Siz İslam Birliği dediniz de biz HAYIR mı dedik? Siz faizsiz ekonomi dediniz de biz HAYIR mı dedik? Siz denk bütçe yapacağız dediniz de biz HAYIR mı dedik? Siz hainlere idam cezası getireceğiz dediniz de biz HAYIR mı dedik?

Şunu unutmayalım; çoğunluk her zaman hak değildir.  Ama Hakk, her zaman ve zeminde doğrudur. Rabbimiz ülkemizi gelecek asırlara taşıyacak, mahrumiyet ve keyfiyet oluşturmayacak Hakk ve helal kavramlar üzerine inşa edilmiş bir sistemi bizlere nasip eylesin. Amin.

Bu yazı 691 defa okunmuştur .

Son Yazılar